Uzun bir aradan sonra
nihayet edebikitap.com olarak söyleşilerimizi yeniden başlatıyoruz. Geniş yazar
kadromuzla birlikte yeni yazarlarımız ve eserleri hakkında söyleşilerimiz devam
edecektir.
Bu kapsamda genç
yazarımız Feyza Kaşık ile birlikte söyleşimize başlıyoruz. Önümüzdeki günlerde
yine güzel çalışmalarımızı sitemiz üzerinden paylaşmaya devam edeceğiz. Feyza
Kaşık ile yazım ve hayata dair söyleşimizi ilk sorumuzu sorarak başlatmak
istiyorum;
E.K:
Merhaba. Feyza sana çok güzel sorularımız var. Okurlarımızdan gelen bazı
talepler doğrultusunda da bu soruları hazırladık. Ama önce Feyza Kaşık kimdir
tanımak isteriz. Kısaca bize kendinden bahseder misin?
F.K: Merhabalar. Ben Melek Feyza. İnönü Üniversitesi Siyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi 1. Sınıf öğrencisiyim. 20 yaşındayım. Aktif olarak 1 yıldır yazarlık mesleğine girmiş bulunmaktayım. Aynı zamanda Avrupa Haberler mecrasında ve Sabır Gazetesinde köşe yazarlığı yapıyorum. Dış politika alanında uzmanlaşmak da hedeflerim arasında yer alıyor. Daha da güzel işlere imza atacağıma inanıyorum. Kısacası böyle...
E.K:
Genç ve azimli bir gencin eğitim hedeflerinin yüksek olduğunu hissettirdin.
Başarılarının ve eğitim hayatının vatanımıza faydalı olmasını diliyoruz. Peki
eğitim haricinde edebiyat çalışmaların üzerinden konuşalım. Ama önce hangi
yazarları seviyorsun, hangi kitapları okuyorsun?
F.K: Edebiyat
küçüklükten beri beni kendine çeken başlıca alanlardan biri olmuştu. Kitap
okumayı da okuduğumu harmanlamayı da gerçekten çok seviyorum. Ve beni
geliştirdiğime inanıyorum. Genel olarak kişisel gelişim kitapları okumayı,
psikolojik yorum tahlilli romanlar okumayı seviyorum. En beğendiklerim arasına
En son yürekler ölür, negatif limanlardan pozitif sulara eserlerini
ekleyebilirim. Deneme alanı da olmazsa olmaz bir kısım benim için tabi ki. Spesifik
kişiler söyleyemem çünkü sevdiğim çok şair ve yazar var. Ama en sevdiklerim
galiba, Doğan Cüceloğlu, Oğuz Saygın, Ali Ayçil, Canan Tan, Feruğ Ferruhzad.
E.K:
Müthiş eserler okumuşsun tebrik ediyorum. Her okunan kitap elbette bir değerdir
önemli olan faydalanabilmek değil mi?
F.K: Evet kesinlikle
öyle. Maksat bir bütünün parçası olabilmek değil bence tamamı olabilmek. Yani
alabileceğimiz en iyi öğretiyi alabilmek ve bunu hayata geçirebilmek. Bu
konunun öneminin büyük olduğunu düşünüyorum.
E.K:
Evet, gelelim senin de yazmış olduğun Yağmur Sonrası kitabına… Bu kitap Kitap
Ağacı Yayınları’ndan çıkmış. Önce basım aşamasında neler yaşadın, baskı süreci
ve o kitabını ilk eline aldığın duyguyu öğrenmek istiyoruz
F.K: Yağmur Sonrası benim için çok özel bir başlangıç oldu. Keza basıma gidene kadar kalbimde hep bir korku vardı. O korkuda beni hep ertelemeye itiyordu. Ama bir şekilde kendimle olan savaşımı yendim ve Korkularımın üzerine gitmeyi seçtim. Nasıl olduğunu idrak edemediğim bir an da gelişti her şey. Kitabımı ilk elime aldığımda, kokusunu hissettiğimde kendime dediğim ilk şey “sen başardın kızım” olmuştu. Çok özel ve tarif edilemez bir duygu. Süreci benim için konforlu hâle getiren en büyük iyi ki de yayınevim. Çok güzel bir ekiple çalıştığımı belirtmek isterim. Kitap Ağacı benim için bir yayın evinden çok daha fazlası oldu. Desteklerini, özverilerini hiç eksik etmediler. Sizin sayenizde bir kere daha kitap Ağacı ekibine, çalışanlarına çok teşekkür ediyorum.
E.K:
Biz kitabı okuduk… Güzel bir hayat felsefesi olduğunu, motivasyon veren bir
yapısı olduğunu gördük. Demek ki hayattan bir şeyler öğrenmek için uzun yıllar
yaşamak gerekmiyor. Genç yaşına rağmen fevkalade bir hayat çizgin olmuş. Bunu
Yağmur Sonrası kitabında görebiliyoruz. Peki kitaba bağlı olarak hayata bakış
açsı ile okurlara bir öneri verebilir misin?
F.K: Çok teşekkür
ediyorum. Yağmur Sonrasında hayatımın çizgilerini anlatmak istedim. Keza
hepimizin hayatında çizgileri, kabullenişleri, gidişleri ve kalışları vardır.
Okurlarıma da bunu hatırlatmak istedim. Hayat mottosuna inanan bir insanım ve
onların da inanmasını çok isterim. Onlara söyleyebileceğim tek şey;
korkmasınlar ve ertelemesinler. Keza hayatın hızına hiç bir şey gölge düşüremiyor.
Daima adım atacak cesareti bulma ümidi ile...
E.K:
Boşuna dememişler akıl yaşta değil baştadır diye… Senden de çok zekice cevaplar
almak okuyucularımız için de faydalı olmuştur. Peki, özel hayatında hobilerin
ve fobilerin nelerdir? Biraz da kişisel Feyza’yı tanıyalım.
F.K: Okul hayatım
dışında hobilerime pek vakit kalmıyor açıkçası. Biraz fazla akademi ve iş
yoğunluğu olan biri olduğumu söyleyebilirim. Belki de en büyük hobim yoğun
olmaktır. Bu bağlamda üretmeyi çok seviyorum. Müzik dinlemeyi, meditasyon
yapmayı kendi kendimle zaman geçirmeyi de çok seviyorum. Fobi olarak da
spesifik bir şey söyleyemem. Fobilerim yok denecek kadar az çünkü.
E.K:
Meşgul bir zihnin korkacak vakti bile yok diyorsun J Feyza söyleşimiz sona erdi. Kısa ama gayet
derin bir söyleşi oldu. Okuyucularımıza ve okurlarına söylemek istediğin bir
şeyler var mı?
F.K: Çok teşekkür
ederim öncelikle. Benim için de çok keyifli bir söyleşi oldu. Tüm okurlarıma
buradan sevgilerimi gönderiyorum. Çok güzel geri dönüşler aldım. Almaya da
devam ediyorum. İyi ki varlar. Onları çok seviyorum. Yeni eserlerde görüşmek
üzere...
E.K:
Değerli okurlarımız yine güzel bir söyleşiyi gerçekleştirdik. Bizi kırmayıp
sorularımıza cevap veren Feyza Kaşık’a çok teşekkür ediyoruz. Kendisine
edebiyat ve eğitim hayatında başarılar diliyoruz.
